Faydalı Bilgiler

HAMAM BÖCEĞİNİN ZARARLARI NELERDİR?

Hamam böceklerinin zararları hem ruhsal hem de bedenseldir. Evinizde hamam böceği varsa neden profesyonel bir ilaçlama firmasına başvurmanız gerektiğini hamam böceklerinin zararlarını öğrenerek daha ciddi bir şekilde idrak edebilirsiniz.


Hamam böcekleri hastalık bulaştırırlar: Bakteri, protozoa ve virüsler hamam böceklerinin vücutlarında bulunmuştur. Hamam böcekleri salgıladıkları kötü kokular, etrafa bıraktıkları salgılar ve dışkılarla hastalıkları ve mikropları da çağırırlar. Örneğin oryantal hamam böcekleri çöpten ve çürümüş yiyeceklerden beslendikleri için bacakları ve vücutlarıyla buralardan aldıkları mikropları temiz bir yüzeye de taşırlar. Amerikan hamam böcekleri ishal, dizanteri, cüzzam, veba gibi bulaşıcı hastalıkları bulaştırır. Alerjilere ve astıma dahi yol açabilirler. Alman hamam böcekleri de astım ve tifo gibi hastalıklara yakalanma risklerini arttırmaktadır.

Hamam böcekleri alerji sebebidir: Özellikle büyük metropollerde yapılan araştırmalara göre; alt yapısı sağlam olmayan, daha yoksul kentsel bölgelerde yaşayan çocukların astıma yakalanmaları ile hamam böceklerinin arasında doğru orantı olduğu tespit edilmiştir. Hamam böceği istilalarının fazla olduğu yerler alerjik rahatsızlıkların da çok daha fazla görülebileceği yerler demektir.

Evinizdeki hamam böceklerini kesin bir şekilde yok etmek için Sağlık Bakanlığı onaylı kalite belgelerine sahip BELDE İLAÇLAMA LTD.ŞTİ ‘ye başvurabilirsiniz.

Vektör veya ara konakçılarla taşınan hastalıklar

Dünyada her yıl yüz milyonlarca kişi böcek, salyangoz ve kemirgenlerden kaynaklanan hastalıklara yakalanmakta; genel olarak enfeksiyon hastalıklarının yaklaşık % 17’sini de vektörlerin taşıdığı hastalıklar oluşturmaktadır.

Vektör veya ara konakçılarla taşınan hastalıklardan belli başlıları şunlardır:


Dang (şiddetli kas ağrılarına neden olan bulaşıcı bir humma)

Filariaziz (parazite bir hastalık)

Japon ensefaliti (beyin iltihabı)

Leishmaniaziz (Leishmania’nın-protozoan-neden olduğu bir hastalık)

Sıtma (Plasmodium spp.’nin neden olduğu protozoan bir hastalık)

Onkosersiyazis (nematod hastalığı)

Sistosomiazis (parazitik bir kurt hastalığı)

Tripanosomiazis (protozoan-uyku hastalığı)


Ev Sinekleri

Yakın bir tarihte ev sineklerinin trahom (Chlamydia trachomatis bakterisinin neden olduğu göz korneasının damarlanması ve korkak davranmasıyla karakteristik gözde zayıflamaya neden olan bir hastalık) ve diyarel hastalıkların mekanik geçişinde rol oynadığı belirlenmiştir.

Ev Sinekleri;


Yaygın olarak bulunup, bir çok hastalığın vektörüdürler.

İnsanlara tifo, kolera, kızıl, çocuk felci, cüzzam, difteri, trahom, deri enfeksiyonları ve birçok paraziter hastalıkları bulaştırırlar.

Çok hızlı üreyen canlılar olup, yumurtalarını organik besin yönünden zengin olan çöplük ve gübrelik gibi ortamlara bırakırlar.

Vücutları kıllı olduğundan gezindikleri ortamlara patojen mikroorganizmaları bulaştırırlar.

Evcil hayvanlarada birçok hastalığı naklederek ekonomik kayıplara yol açmaktadırlar.

Yaklaşık 1 kg. organik atıkta 10.000 karasinek üreyebilmektedir.

Ergin bir dişi bir defada 100 -150 yumurta bırakabilir.


Vektörlerle taşınan hastalıklarla mücadelede

Vektörlerle taşınan hastalıklarla mücadelede temel yaklaşım vektörlerin kontrol edilmesidir. Bunda da öncelikle, kimyasalların kullanılmadığı yollar tercih edilir, zorunlu ise kimyasallar kullanılır. Vektör ve zararlı mücadelesi için kimyasalların ve kimyasal olmayan metotların seçim ve kullanımı, etkinliğine, sürdürülebilirliğine ve maliyetine bağlıdır.

Vektör kontrol programlarında halen kullanılan kimyasallar organoklorürlüler, organofostatlılar, karbamatlar ve pyrethroidler’dir. Son yıllarda, organoklorür ve organofostatlıların kullanımı azalırken (toksisite nedeniyle) pyrethroidlerin kullanımı artmıştır. Özellikle son yıllarda çevreye karşı olan duyarlılığın artması ve konukçuya olan spesifikliklerinden dolayı bazı zararlılara karşı bakteriyel insektisitler olan Bacillus thuringiensis subsp. israelensis (serotip H-14) ve Bacillus sphaericus’un kullanımı tercih edilmekte ve artmaktadır.

Bunların dışında, son yıllarda böcek gelişim düzenleyicilerin kullanımı da artmıştır. Bunlar gençlik hormon analogları (methoprene ve pyriproxyfen) ve kitin sentezi inhibitörleri (diflubenzuron, triflumuron ve novaluron) olmak üze etki şekillerine göre farklılık gösterirler. Gençlik hormon analogları erginleşmeyi önlerler, kitin sentezi inhibitörleri kutikul oluşumunu inhibe eder. Böcek gelişim düzenleyiciler kuş, memeli, balık ve hedef dışı diğer sucul canlılar açısından güvenli oldukları için özellikle sivrisineklere karşı yaygın olarak kullanılırlar. Bununla birlikte, bu grup kimyasalların sucul crustacean’lara (kabuklular) olumsuz etkileri de mevcuttur.

Larva mücadelesinde özellikle bakteriyel larvasitler tercih edilmeli ve entegre olarak yapılacak uygulama bilimsel bir temele dayanmalıdır.

Bu amaçla;


Uygulama bölgesindeki zararlı türleri belirlenmelidir.

Larva popülasyonu ve evreleri belirlenmelidir.

Kirlilik durumu belirlenmelidir.

Yukarıdaki faktörlere bağlı olarak uygulama dozu belirlenmelidir.

Aralıklı olarak yapılacak sövelerle uygulama sıklığı ve başarısı ölçülmelidir.

En çok 5 yıl’da bir direnç testleri yapılmalıdır.

Kalıntı analizleri yapılmalıdır.

Bu uygulamalar eğitilmiş meslek grupları tarafından yapılmalıdır.